Kriz Modada Trend Değiştiriyor
Körfez savaşı sonucunda doğan krizde ‘new-minimalizm’ tasarımcıların can simidi olmuştu. Ürün ve tasarım bolluğuna alışan tüketicinin kısa bir sürede kalite ve sadelik içeren ürünlere rağbet etmeyeceğini düşünen moda dünyası yeni bir terim yaratıyor: Slowear.
Paris’te tasarımcı olarak çalışmaya başladığım 80′li yıllar, Ready To Wear (Hazırgiyim)
olgusunun patlama yaptığı dönemdi. Fransa, geleneksel haute-couture kültüründen gelen modacılarının hazırgiyime başlamasıyla İtalya ise Gianni Versace, Giorgio Armani gibi isimlerin sektörde güneş gibi doğmasıyla moda dünyası tarihinin altın çağına girmişti.
Tüketici Yeni Olanı İster
Yılda iki kez gerçekleştirilen kış ve yaz koleksiyonları ile sunulan defilelerin ardından üretime geçilir, tasarımcılar ise bir sonraki sezona tema bulmak ve esinlenmek için tatile çıkarlardı! 1963 yılında İspanya’nın Corogne kentinde kurduğu üretim atölyesini bu yıllarda büyüterek Fransız modacılara hizmet vermeye başlayan Amancio Ortega, tüketici toplumunun yeniliğe olan açlığını ve sabırsızlığını hissetmiş olacak ki “yeni bir şeyler yapmanın tam sırası” diyerek 1988 yılında Hollanda’da ilk mağazasını açar. Tatile gittiği Yugoslavya’nın Zadar kentindeki butiklerden esinlenen Ortega, markasını Zadar’dan yola çıkarak Zara olarak adlandırır.
“Tüketiciye devamlı yeni ve ucuz ürün sunmak” felsefesi ile yola çıkan Armancio Ortega, hislerinde yanılmamış olduğunu kısa sürede görecek ve dünyanın en büyük üretici markası haline gelerek, moda uzmanları tarafından “Fast Fashion” olarak nitelendirilen yeni bir moda anlayışına imza atacaktır. Amaç, en çok altı haftada bir mağazalara yeni ürünler koyarak tüketicinin alışveriş içgüdüsünü devamlı canlı tutmaktır.
Ortega, Zara‘nın yanı sıra Massimo Dutti ve Berchka markalarının da yaratıcısı. İnditex şirketi adı altında toplanan bu markalar, değişik marka kimlikleri ile maksimum tüketici kitlesini hedefliyor.
Zara‘nın “boynuz kulağı geçti” misali en büyük rakibi ise H&M (Hennes and Mauritz.) Aslında 1947 yılında kurulmuş olan bu İsveç markası, Mango, New-Look gibi Zara‘nın açtığı yoldan yürüyerek büyüyen ve devleşen bir “ürün fabrikası” haline geldi. Analistler, ekonomik krizden etkilenen lüks dünyası kadar “fast-fashion” sektörünün de tehlike sinyalleri vermeye başladığı konusunda hemfikir gözüküyor. H&M’nin 2008 yılı ciro verilerine göre, net kâr oranında yüzde 12,5 artış (1,45 milyar euro)
gözüküyor. İlk bakışta küçümsenmeyecek bir sonuç gibi gözükse de markanın aynı yıl içinde dünyanın çeşitli ülkelerinde açtığı mağaza sayısı ile kıyaslandığında çarpıcı veriler elde ediliyor. Aralık ayındaki satışlarında 7 puanlık bir düşüş kaydeden H&M, son mağazasını Kanada’nın Vancouver şehrinde açmıştı.
Yeni Bir Akım Doğuyor
Markanın 2009 yılı için açacağı 225 yeni mağaza listesinde, yıllardan beri gelip gelmeyeceği tartışılan Türkiye yine gözükmüyor. İstanbul’da her bir AVM açılışı öncesi “Geliyor, gelecek” dedikoduları çıkan H&M, dünyadaki tüm mağazalarını kendi kontrolünde tutma prensibinden ödün vermiyor. Ekonomik krizin tüketici psikolojisinde travma yarattığı ise bir gerçek. Parası olan da olmayan da kriz dönemlerinde bütçesini gözden geçiriyor, yeni kararlar alıyor. Peki, yıllardan beri “ucuz ve moda” ürünlere saldırıp dolaplarını tıka basa dolduran tüketici yeni bir arayış içine girerse ne olacak? Körfez savaşı sonucunda doğan krizde “new-minimalizm” tasarımcıların can simidi olmuştu. Ancak moda analistleri, ürün ve tasarım bolluğuna alışan kitlelerin kısa bir sürede kalite ve sadelik içeren ürünlere rağbet etmeyeceği kanısında.
Moda dünyası bu kez yeni bir terim yaratıyor. “SLOWEAR.” Bu teze göre, tüketici uzun süreceği öngörülen bu global krizde, “kendisine özel hazırlanmış gibi hissedeceği” ürünlere yönelerek, parasını doğru harcıyor hissini yaşamak isteyebilir. Bu fikir, annelerimizin eve getirdiği “gündelikçi terzi” olgusuna çağrışım yapsa da milyarlarca euroluk ciroların söz konusu olduğu moda sektörünün yeni bir arayış içine girerek, ne pahasına olursa olsun tüketicinin “cebine” ortak olma yollarını arayacağı bir gerçek.
referansgazetesi.com
Alex Akimoğlu
Yorum Yap
Zorunlu Giriş Yapan Yorum Gönder

Son Yorumlar