Kim bu kadınlar, neyin nesi? Sürrealist tabloları aratmayacak kadar kendine özgü, çılgın, sınırsız ve karışık! Alexander McQueen, Paris Moda Haftası’nda son tasarımlarıyla yeri göğü inletti.

Bedenlere hitap etmekten çok müzelik kostümlerle arz-ı endam ediyor, Alexander McQueen’in 2009-2010 sonbahar-kış kreasyonu. Kuğu tüylerinden yapma bir gelinlik, kaz ayağı desenli kombinler, deri formlarla birleşen metal aksesuarlar, şemsiye başlıklar, kan kırmızılar ve siyahın en siyahı….

McQueen’in Paris çıkartmasında podyumda yürüyen modellerin ilginç makyajı da cabası. Kırmızı ruju kullanmanın keyfini süren modacı, kırmızı çok sevmiş anlaşılan, modellerin dudaklarına da inanılmaz kalınlıkta çerçevelemiş hatta boya kutusunun ağzını sonuna kadar açmış.

2009 sonbaharının bol yağmurlu geçeceğini düşünmüş olsa gerek, modellerin başlarına yerçekimine boyun eğmeyen şemsiye başlıklar yerleştirmiş. Şapkalar Philip Treacy’den.

Masallar Ve Sürrealist Tablolar

Hayalgücünün sınırlarüstü yolculuğunda gezinen modacı, biraz masallardan biraz da sürrealist tablolardan esinlendiğini açık açık gösteriyor.

Onun kadınları, karanlık portreleriyle hem dişi hem de fazlasyıla antipatik! Deri eldivenler, dev fiyonklu boyun bağları, kemik çerçeveli gözlükler aksesuarlarda göze çarpan başlıca unsurlar. Korse elbiseler, yüksek kalın topuklar, keçi tüyünden paltolar da koleksiyonu tamamlayan diğer tasarımlar.

Bir başka dünyaca ünlü modacı John Galliano’nun çılgınlıklarından sonra Alexander McQueen’in yaratıcılığı da efsaneliğini konuşturuyor, konuşturmasına. Ama olan yine aşıklar şehri Paris’e oluyor… Fakat nasıl bir kenttir ki burası, bu kadar uç dünyaları kaldırmasını iyi biliyor.

gazeteport.com.tr




Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,